Yaz mı, Kış mı? Sen Hangisini Tercih Ediyorsun?

3
141
Bugün artık yazın geldiğini iyice anladık ve her zamanki gibi kışı özlemeye başladık dimi?
Ben hariç herkes 😛
Neden diye sorarsanız ben yaz ve sıcak delisi bir insanım ve bu sıcak yaz günlerinde her iyi ve güzel şeyin sonu olduğunu bildiğim için kışın yaklaştığını da düşünerek sinirlerim bozuluyor, üzülüyorum.

Sıcağı sevmemin sebepleri:

Sıcağı sevmemin başlıca sebeplerinden biri “hastalık” İnsan yazın öyle kolay kolay hasta olmuyor. Ben bu kışı zor geçirdim. En az 3 kez hastaneye gidip serum aldım. Ne kadar tedavi görsen de nafile. Hep birilerinden bulaşıyor maalesef.

Bu yaz günlerinde herkesin “sıcaaaak, bunaldık, eriyoruz ve kış gelsin artık” gibi cümleler kurmasına dayanamıyorum. Zaten artık küresel ısınmadan ötürü ara mevsimler kalktı ve sonbahar/ilkbahar yaşamıyoruz. Direk yazdan kışa, kıştan yaza geçiş dönemi var. Bu dönem en fazla 15 gün sürüyor. En geç ekim sonu kasım başı gibi kış gelir ve montlar kabanlar dolaplardaki yerini alır.

Şimdi size neden kışın sevilmemesi gerektiğini maddeler halinde anlatacağım.

Neden kışı sevmiyorum:

*Kış maddi ve manevi anlamda yıpratıyor.
*Bir mont almak en az 300 tl. (ben ayıptır söylemesi çok üşüdüğüm için kaliteli mont aldım geçen sene network sezon sonu indiriminden 600 tl ) Bir kazak en az 100 tl, trikolar bile ateş pahası. Ayrıca montla bitmiyor bot, eldiven, bere, atkı vs…. Hem hepsinden renk renk olsun ve uyumlu olsun istiyorsunuz, ölme eşşeğim ölme. Masraf üstüne masraf. Birde çocuklar işin içine girerse fena.. Neyseki çocuğum yok, şimdilik rahatım 😛
* Birde bu kıyafetler dolapta nasıl bir yer kaplıyor belli değil. Tüm dolaplarım bot ve montlarla dolu 🙁
*Kışın kar yağıyor ve sizin dışarıda işiniz var. Ne giyeceğinizi bilemiyorsunuz. En iyisi kat kat giyinmek deyip t-shirtten başlayıp monta kadar giyiyorsunuz ve kapalı sıcak bir yere girince başlıyorsunuz soyunmaya. Çıkar babam çıkar…. Sonra elinizde birsürü kıyafetle dolaş dur. Gören de avm den alışveriş yapmışta poşet vermemişler sanır 😛
*Ah o saçlar! Kışın o saçlarınıza ne yapacağınızı bilememek en kötüsü. Arabası olana hava hoş tabi ama toplu taşıma kullanacaksanız o saçlar bere takmaktan ıslak kedi gibi sönüp kafanıza yapışıyor. Yağlı yağlı görünüyor ama daha sabah yıkadınız ve fön çektiniz 🙁 Kuaföre zaten hiç gitmeyin boşuna.

Neden kışı sevmiyorum:

*Eve gelen doğalgaz faturasını hiç söylemiyorum. En az 200 tl. Bunu bir arkadaşıma söylediğimde “ne varki bize fazla gelmiyor” dedi. “Ne kadar” dedim “en fazla 200” dedi. “Peki yazın ne kadar doğalgaz faturası ödüyorsunuz” dedim. “Hiç” dedi :)))
*Evinizde doğalgaz yoksa ve soba yakıyorsanız (birçok evde hala var) bu doğalgaz faturasından daha kötü. Burada maddiyattan çok daha farklı bir boyuta giriyorsunuz. Evin birkaç odası sıcak ve banyo/mutfak dahil birçok odası donma derecesinde soğuk. Çeşmeler donuyor. Her gün yıkanmak mı? O da ne? :((( O sobayı yakan kişiye allah büyük sabır versin diyorum. (üniversitede 1 yıl sobalı evde oturduğum için çok iyi biliyorum)
*Diyelim ki yazın hiçbir kronik hastalığı olmayan sağlıklı bir bireyi gölgeye oturtalım. Sabahtan akşama kadar dursun. Birde kışın üzerinde montla karlı bir günde bir bireyi soğukta bırakalım. Sabahtan akşama kadar üzerinde montla dursun. Size olacakları söyleyeyim. Yazın güneş altında gölgede duran kişiye hiç birşey olmazken (en fazla bol bol terler ve marketten aldığı 2 tl lik suyla hayatta kalır) soğukta duran insan ise muhtemelen donarak ölür yada uvuzlarından birkaçını kaybeder. Yani kısacası soğuk öldürür (istediğiniz kadar mont giyin nafile, o soğuk dıştan değil içten geliyor ve titretiyor.) ama sıcak (gölgede durmak gibi masrafsız ve basit bir uygulama ile) öldürmez. (Kronik hastalıklar hariç ki onlarda bile soğuk suyun altına girince sorun çözülüyor)

Neden kışı sevmiyorum:

*Ah o kış düğünleri! Abiye giymeniz gerekir ama abiyelerin hepsi tiril tiril askılı vs… Topuklu giymeniz gerekir ama dışarıda kar yada yağmur var. Yerler çamur. Birde nasıl bir mont giyeceksiniz? O mont abiyeye uyacak mı? Eve nasıl döneceksiniz? Oooofff of…..
*Kışın en soğuk günlerinden biri… Gezmek için çıktınız. Üzerinize her zamanki gibi kat kat giydiniz. Toplu taşımaya bindiniz tıklım tıklım. Başlıyorsunuz terlemeye. Üzerinizi çıkaramıyorsunuz çünkü tıklım tıklım ve montunuz eşşek ölüsü gibi kalın ve ağır. Çıkarsanız nereye tıkıştıracaksınız. Ter, ter, ter. Otobüsten indiniz, hava deli gibi soğuk, burnunuzun ucu donuyor, elleriniz donuyor ama o koltuk altınız vıcık vıcık ter. Sırtınızdan ter boşalıyor. Akşam eve gittiğinizde %90 hastasınız. Şuan daha bi nefret ettim kıştan.
*Yağmur çamurdan hiç bahsetmiyorum. O güzelim pantolonlarınızı her giydiğinizde yıkamanız gerekiyor çünkü çamur sıçramış oluyor.* Kazak ve montları yıkamak mı? Genelde montlar yılda 1 yada 2 kez yıkanır ama o kazaklar 1-2 yıkamada eciş bücüş olur. Ben montlarımı çamaşır makinesine atarım ama bazıları kuru temizlemeye verilir. Yine masraf… En sevdiğin kazağını giymek istersin, daha 1 kez giymişsindir, temizdir ama bi koklarsın koltuk altı kısmı toplu taşıma mağduru olmuş ve kokuyor :((( Yıkasan bi dert yıkamasan bi dert.

*Ah o fırtınalı havalar! Şimdi birkaç kişi “bayılırım fırtınalı havalara” diyecek. Hiç o fırtınada sokakta kaldın mı? Evde sıcacık yatağında bayılmak kolay. Dışarıda aç ve susuz evsizler var, masum sokak hayvanları var. Hiç dedin mi şu bahçedeki kediyi bu fırtınada eve alayım diye. Demedin dimi. Çünkü benciliz işte, yaratılışımız böyle…
*Ah o makyajlar! Bere ve atkıdan yüzünüzün %80 i kapanmışken niye makyaj yapasın ki. Boşuna uğraşma.
* O şemsiyelerin dili olsa da konuşsa.. O rüzgarda ters dönmüş ve kırılmış şemsiyelerin kemikleri sızlıyordur şimdi. O sert rüzgarda birde yağmur yağarsa bittiğinizin resmidir. Ne saç, ne makyaj nede can dayanmaz. Varacağın güzergaha gittiğinde tecavüze uğramışsın zannederler :PP
*Benim son olarak en hassas olduğum konu sokak hayvanları. Geçen kış bazı avm ler sokak hayvanlarını gece içeri almıştı. Çok duygulanmıştım. Bizde sitede ev yaptık onlara. Bizim site çok duyarlı. Apartmanın içinde kedi yatakları var :))

Neden kışı sevmiyorum:

Kışın bu kötü yanları var evet. Sevdiğim birkaç noktadan da bahsetmeden geçmek istemedim.
*O yılbaşı zamanı heryer ışıl ışıl oluyor ya, o sokaklar ve avm ler süsleniyor ya, işte o görüntüye hastayım. Aralık ortası gibi içimi bir neşe kaplıyor. Azda olsa kışın kötü yanlarını unutturuyor.
*Birde o lapa lapa yağan kar. Heryer bembeyaz oluyor ya. İşte ona da hastayım. En fazla 1 hafta görüyoruz tabi. Eğer soğuktan donarak öleceksem bari o lapa lapa yağan karda öleyim ya :PP
Tabiki ev geçindirmiyorsanız ve yediğiniz önünüzde yemediğiniz arkanızda güle oynaya bir hayat sürüyorsanız yada çocuksanız o zaman kışı sevmeniz çok normal. Çünkü zorluklarıyla sizin yerinize başkaları başa çıkıyor. Size keyif sürmek kalıyor.

 Yazın bana çağrıştırdıkları:

*Don atlet, cıbıl cıbıl gezmek
*Rengarenk kıyafetler (10 tl ye aldığım t shirtler)
*Gülücükler, kahkahalar
*Yaz akşamları
*Deniz, kum, güneş :))
*TATİLLL!!!:)
*Buz gibi limonata 🙂
* Dondurma 😛
Sonuç: YAZ CANDIR!!! 🙂 Keyfini çıkarın, Çünkü bu deli sıcaklar en fazla 1 ay sürüyor ve merak etmeyin 1 ayda ölmezsiniz 😛
Sizin tercihiniz hangisinden yana. Yaz mı, Kış mı?
Yorumlarınızı beklerim.

3 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin